13 Mayıs 2010 Perşembe

Saymayı öğreniyoruz!

Public Enemy #1

2 Unlimited

We 3

Fantastic 4

Jackson 5

Sinister 6

Magnificent 7

DV 8

9 Inch Nails

Perfect 10

Winning 11

Ocean's 12

Friday the 13th

14 Years

Little 15

niye bu kafaya girdim bilemedim ama esti işte öyle.

Queens of the Stone Age - Goin' Out West 


26 Nisan 2010 Pazartesi

Adını Kumlara Yazdım!

 Logan temalı blog serisi 5


Tabii ki ben yazmadım bunu! Ne yazık ki benim için de yazılmamış. Google sağolsun. 


Arctic Monkeys - Cornerstone


19 Nisan 2010 Pazartesi

Kimmerya Kafası 1

Conan: "İYİ BİR KADIN, BU TOPRAKLARDA, DÜRÜST BİR ADAM KADAR AZ BULUNUR -- VE ÇOK DAHA DEĞERLİDİR!"

-Barbar Conan'ın Vahşi Kılıcı 3, Sayfa 47


Çalan: Stevie Wonder - You and I

18 Nisan 2010 Pazar

Howlett's Bookstore


Gelecekten bir kare gibi çıktı karşıma. Belki ileride bu da olur. Neden olmasın?

 

 

Alıntı: Wolverine Weapon X #12
Yazan: Jason Aaron 
Çizen: Ron Garney

 

Çalan: Dirty Projectors - Cannibal Resource

3 Nisan 2010 Cumartesi

Loop Kafası 07: Red Hot Chili Peppers - Breaking The Girl

Sene 1994 falan... Blood Sugar Sex Magic albümü yeni çıkmış. Give It Away şarkısı, patlamaktan öteye geçmiş. Under The Bridge dillere pelesenk olmuş. 
Ama o dönem klibi dönen bir şarkı daha var: Breaking The Girl. Ben direk bu şarkıyı seçmişim algıda. Klibi çıksın Mtv'de de izleyeyim diye deliriyorum. O sıralar download kelimesi, dağarcığımızda yok. Kaset satın alıyoruz ama Red Hot Chili Peppers albümleri de Mersin'de yok. Ben İstanbul'a bir gelişimde, kuzenimden kopyalayıp, eski, radyolu Sony walkmenimde loop'a almaya çalışıyorum şarkıyı. Sürekli başa sarmaktan, piller ambele olmuş. 
Lisenin 2. yılı... Matematik dersi... Ama o kadar sıkılıyorum ki... Arka sıralardan birine geçmişim, kafamı sıraya dayayıp, kulaklıkları takmışım... Kaptırmış gidiyorum. Elime iki adet Rotring kalem alıp, şarkıya davullarla eşlik ediyorum. O dönem matematik öğretmenimiz, ergenlik ateşiyle sırılsıklam aşık olduğum kızın annesi... Ben patır kütür çalıyorum şarkıyı, defter-silgi-kalemkutusu ekseninde kurduğum mini davulumla. Ve şu ses beni kendime getiriyor: "Oğlum biraz yavaş çal!"
Sınıf kopuyor. Ben gülmek ve utançtan kızarmak arasındaki ince çizgide git-geller içerisindeyim. Ama hep güzel bir anı olarak kazınıyor hafızama. 
Aradan 15 sene geçmiş neredeyse... Ben hala dolmuşta ya da iş yerinde falan, bu şarkıyı dinlerken, ritm tutmaya başlıyorum otomatik olarak. 
RHCP hayranı değilim ama bu şarkıyı 15 senedir sıkılmadan dinliyorum. Hep beni gerçek dünyadan uzaklaştırıyor. Bazen güzel anılarla geliyor, bazen yaramın içine dikenli bir tel sokuyor. Çünkü bazen diyor ki: She meant you no harm...

Ama bazen de şunu diyor: He loves no one else

Bunları yazarken, şarkı 6. turunu atıyor sahanın çevresinde...
Kanımda ise yaklaşık 35cl Rakı, ne tarafa gideceğini bilmez bir halde gezinmekte.




Bu blog girişinin rengi, sarıydı... 


29 Mart 2010 Pazartesi

Önce İnsan!



Fersan Elma Sirkesi ve insanlık arasındaki sıkı bağ...

Jamiroquai - Music of the Mind

Hate Free Zone 13: Bir Lisan, Bir İnsan

- Pardon, buralarda bir dil kursu var mı?

- Neyce öğrenmek istediğinize bağlı.


Kişisel not: Soru sorulmasından pek haz etmiyorum sanırım.

Black Label+Kabuklu Badem+QOTSA - Give The Mule What He Wants


19 Mart 2010 Cuma

Hate Free Zone 12: Pick Up The Phone

Çevremde bir kısım insan var ki ciddi anlamda telefon kullanma özürlü.
Bu adamlar sürekli telefon bozar, kaybeder, çaldırır, evde unutur vs.vs.

Kadınlar, sanırım bir şekilde, bu adamları enteresan buluyor olsalar gerek; "aa ne rahat adam, işte materyalizmden uzak ve asi bir ruh, aman allahım ne kadar marjinal" falan diye düşünüyorlar diye tahmin etmekteyim. 
Ama kişisel gözlemlerim bir müddet sonra bu karizmanın "neden telefonunu duymadın? telefonun neden kapalıydı? telefonunu neden evde unuttun?" tarzı gerilimlerle elde patladığı sonucunu çıkarttı. Yani bu vurdumduymaz ve asi tavır, ciddi bir ilişki içerisine girildiği an ciddi bir kaosa sebebiyet veriyor. İyi de oluyor.

Peki bu kimin sorunu? 
Benim değil açıkçası. Dediğim gibi güncel tespit ve kişisel nefret içerir. Ben sadece en acil durumlarda arayıp da ulaşamadığıma sinir olurum ve geçer gider. 
Ama asıl sinir olduğum nokta, ulaşılabilir olmanın dayanılmaz ağırlığıdır. Telefon kullanıyorsan, kullanıyorsundur. Bazen kırasım geliyor olsa da, yine de iletişim güzel bir şeydir. 

Led Zeppelin'den Communication Breakdown çalıyor demeliydim belki ama malesef winamp "Black Sabbath-Sabbra Cadabra"yı uygun gördü. 


9 Mart 2010 Salı

Loop Kafası 06: Gentle People - Journey (Aphex Twin Remix)






Bu şarkıyla tanışmam, 2003 civarıydı diye hatırlıyorum. O zamanlar internet bağlantısı ev telefonundan bozmaydı ve cd fiyatları da halliceydi. Ki zaten bir çok albüm de buralara gelmezdi.
Doğal olarak da sokaklarda korsan CD tezgahları boy vermekteydi. Teşvikiye Camii önünde bekleyen çok acaip bir adam vardı ki kendisinden çok beslenmişimdir müzik konusunda.
Kendisinden aldığım onlarca enteresan albümün arasında Aphex Twin'in 26 Mixes For Cash albümü de vardı. Bir söylentiye göre, Madonna kendisine yüksek bir meblağ karşılığında, şarkılarından birini remixlemesi teklifinde bulunmuş ama Richard D. James'in bu teklifi elinin tersiyle itmesi yetmiyormuş gibi, bir de ayar verircesine, kimsenin ciddiye almadığı, "underrated" 26 şarkı seçmiş ve bunları zevk için remixleyerek bu 2cdlik albümü çıkartmış.
Konumuza dönersek, ben o albümün içinde direk Gentle People'ın Journey şarkısına yaptığı remixe tav oldum. Ama öyle böyle bir tav olmak değil. Altı seneden fazladır kesintisiz dinliyorum.
Gizli Bahçe' de Tayfun çalardı o yıllarda Pazartesi geceleri... Bir gün cd çantasının içinde tesadüfen bu albümü gördüm ve yalvar yakar, kapanışı bu şarkıyla yaptırdım. Uzunca bir müddet, benim orada olduğum her gece, Tayfun barı bu şarkıyla kapattı.



Bu şarkının genel olarak bana yaptığı yüklemeler:
1) Engin okyanus görüntüsü... Ve mümkünse kuyruklarıyla dalgaları döven mavi balinalar olsun ortamda.
2) Bitmek bilmeyen bir yol. Arabayla, yaz aylarından birinde, güneşin altında denize doğru giden bir yol. Ama renkler 70'lerden kalan fotoğraflar gibi canlanıyor gözümde.
3) Yine aynı renk tonlamasıyla, sahilde bir şemsiyenin altında kafada hasır şapkayla oturmak. Ara ara buz gibi biralar içmek. Dalgaların sahile vurması. Vs.vs.vs.




Zaten demiyor mu
This trip is an endless dream,
We are takin' you on a journey




(Bu sırada şarkı 3. turunu atmaktaydı kendi içerisinde)

4 Mart 2010 Perşembe

I Had A Dream, Joe Vol.3: Yo, Nigga!

Dün gece rüyamda hayvanlar gibi scratch atıyordum. Önümde çok acaip bir turntable ve çok acaip bir mixer vardı. Bu acaip tanımı iyi anlamda değildi. Ucubik aletlerdi ama yine de hayvan gibi saldırıyordum işte.
Bir de uyurken Korsakov'un Scheherazade'ını dinlerken nasıl böyle bir rüya görmeyi başardım onu da anlamıyorum.


The Beatles - Tomorrow Never Knows