23 Eylül 2009 Çarşamba

Bu da Bize Kapak Olsun 2: SuperM.Bison


Her zaman güzel kapaklara yer vermek sıkıcı olabilir. Mesela böylesine enteresan kapaklar da var hayatta.

Superman #691 kapağı güya ama sanki biraz Street Fighter'daki M.Bison'u andırmıyor mu?
(Halk arasında Mister Bison diye de bilinir)

Fon Müziği: (soma.fm) Baby Mammoth - Chicken Chiefly

Collected Essex County


Jeff Lemire'in 3 kitaptan oluşan Essex County serisinin derlenmiş hali geçti elime. Şöylesine bir göz atmak için elime aldığım 510 sayfalık kitap, 1,5 günde falan bitti sanırım. Ve bitene kadar da ağzıma sıçtı desek, yeridir. Hani öyle ki, hiç bitmesin istedim. Emekli bir yöresel buz hokeyi yıldızı, sürekli pelerin ve maskeyle gezen ve dayısıyla yaşayan 8-10 yaşlarında bir çocuk ve orta yaşlı bir hasta bakıcının hayatı hangi noktada kesişebilir ki?

Lemire bu insanları ve üç kuşak atalarını da aynı potada şiir gibi eritmiş. Ki 3 farklı kitap 3 farklı hikaye gibi gözükse de aslında aynı şeyi anlatıyorlar ve ortak bir finalde birleşiyorlar.

Okuduğum en iyi grafik romanlar listesinde Top 3' girdiğini de belirtmeliyim. Adamın çizgisi de inanılmaz güzel ve özgün bir çizgi. Zaten ödüle de doymamış ben ne diyorum ki daha?
Bu arada Essex County, Kanada'nın sıradan bir şehri. Ve tüm hikaye Essex ve taşraları arasında geçiyor.
Kitap Top Shelf etiketiyle çıkmış.
Fon Müziği: (soma.fm) Girl Eats Boy - Kill Pussy Kill

20 Eylül 2009 Pazar

Spidey

- İyi günler, sizde spaydırmen var mı? Türkiye'de Örümcek Adam diye de bilinir.
-Yok.

Bu da böyle bir anım oldu.

Fonda NTV Spor açık bu sefer müzik yerine. Zlatan çok acaip bir gol atmış Atletico Madrid ağlarına.

13 Eylül 2009 Pazar

Bu da bize kapak olsun 1



Bu da başka bir seri olacak diye umuyorum.

Gördüğüm zaman "ohannes" dediğim çizgi roman kapaklarına bir saygı duruşu diyelim.

Bu sayıyı almadığıma da fena pişman oldum sonradan. Sırf Iron Man'den nefret ediyorum diye almadım. O yüzden ilk sırayı bu kapağa verdim.

Çizen: David Aja

Çalan: Aphex Twin - Journey

4 Eylül 2009 Cuma

mahalle maçı yapmak isteyen?



Logan temalı ürünler serisi: 5

Halı saha maçı da olur eğer ayarlanırsa.

Kıran kırana maç neye benziyor görmek isteyenlere...

Riddle of Steel'mi çalıyordu az önce?

Hate Free Zone 7

Anladım ki bunlar özenle çalışıp geliyorlar.

-İyi günler. Kötü Kedi Şerafettin'in 2. kitabı var mı?
- Yok
-2. si yok mu?
- Yok.
-Peki iyi günler.

Ben sana 1.si var da demedim ki... Neyi zorluyorsun?

Ne çalıyor derseniz?
Anvil of Crom

3 Eylül 2009 Perşembe

Loop Kafası 02: Pink Floyd - Sheep


Hayatımıza yön veren şarkılara, eskilderden bir tanesiyle devam ediyoruz.


Hatırlıyorum da, ilk defa teyzem vermişti dinlemem için bu albümü: Pink Floyd - Animals. Sene 1992-1993 falan... Yazlıkta dinlemiştim. İlk dinlediğim Pink Floyd albümüydü yanlış hatırlamıyorsam. Genelinde gayet güzel giderken, bu şarkıya geldiğinde biraz agresifleşmeye başlıyor adamlar. Şarkının ana melodisinde adam şarkıyı söylerken birden vocoder yardımıyla synth'e bağlıyor vokali ki bu şekilde kullanılışına daha önce şahit olduğumu ya da buna benzer daha eski bir kayıt dinlediğimi de hatırlamıyorum.


Bana verdiği his, direk uzun yol hissi. Biraz da sanki durmaksızın koşma güdüsü.


Bu kadar sade bass rifleriyle bu kadar vurucu etki yapmak da büyük meziyet tabii ki. Bir de bu adamların grafikerlerine de alkış tutmak istiyorum. Aşağıdaki resim de bunu fazlasıyla hakediyor nitekim.



Evet bu esnada tabii ki de Pink Floyd - Sheep çalıyordu.

"Have you heard the news?"
"The dogs are dead!"

Hate Free Zone 6: Richie Sambora Vs. Deadpool

Akşam saatleri...
İçeri Sambora şapkalı, uzun saçlı, 19 yaşlarında falan bir dallama girer.
"Sizde Deadpool'a dair birşeyler var mıdır?" der.
1-2 tane fasikül gösteririm ama aklımdan geçen esas düşünce,
"Bir saniye arkada olması lazım" diyerek depoya inmek ve üzerimde Deadpool kostümü, elimde Uzi'ler ve sırtımda katanalarla karşısına geçip, "buyur canım, beni mi sordun?" demek olur.

Unkle - Hold My Hand

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Sanat ne içindir?

Bugün aklıma geldi de eskiler ne kadar ileri görüşlüymüşler aslında.
Beşik kertmesi denen çağdışı çiftleşme sistemi, aslında ergenlik çağı ve sonrasındaki erkek çocukları korumaya yönelik bir hareketmiş kafadan.
Düşünüyorum da, binlerce genç insan, sırf çiftleşmek için barlarda, kulüplerde, konserlerde, facebook'ta, yonja'da, 80630'da vs.'de zamanlarını, paralarını ve karaciğerlerini harcıyorlar. Oysa ki eskiden ergenliğe ulaşan adamın önüne koyuyorlar "al bu senin manitan olacak" diye. Gam yok, tasa yok, "bara gideyim, karı kaldırayım" diye bir dert yok, "spor yapayım, üçgen olayım" diye bir dert yok.
Ki bakıldığında geleneksel türk halk müziğini icra eden adamlar hep gariban adamlar. Eline sazı alıp dere boyunda, çeşme başında türkü söylemenin başka bir amacı olacağını zannetmiyorum. O yıllarda Anadolu'dan herhangi bir sanat akımına dair pek bir şey yapılmamış olması da bu tezimi destekler nitelikte sanırım. Çünkü az önce de söylediğim gibi, gerek yok. Sarıların oğluyla, Battalların kızının evleneceğine zaten daha doğarken karar verilmiş. Bu adam niye resimle, müzikle vs. ile uğraşsın ki. Gider bütün gün kahvede bezik oynar.
Ki günümüzde herkesin müzisyen, herkesin grafiker, geri kalanının da art direktör olmasını da başka bir şekilde açıklamak mümkün gelmiyor bana.
Sanat sanat için midir?
Sanat toplum için midir?
Hayır arkadaşım! Sanat kadın içindir!
Kimse kendini kandırmasın!

Fonda: David Bowie - Saviour Machine
Ennio Morricone - Ecstasy of Gold

23 Ağustos 2009 Pazar

SCALPED

Scalped, son zamanlarda Vertigo bünyesinde yayınlanmış en iyi serilerden biri. Belki de son yılların en iyisi.

Kızılderili yerleşkesinde geçen sert ve acımasız bir hikaye. İçinde ajitasyon olmayan nadir Kızılderili hikayelerinden biri.

Amerikan hükümetinin yok saydığı bir nüfus. Kabile reisi (ki kendisi tam manasıyla bir mafya babası) geleneğiyle orayı yönetmeye çalışan Red Crow, suç oranı kavramının artık hiç birşey ifade etmediği ve alkol-uyuşturucu tüketiminin ülke istatistiklerini bile altüst ettiği bir bölgede asayişi sağlamaya çalışan Dashiell Bad Horse ve müfettiş Falls Down, daha iyi şartlarda yaşamak için sürekli muhalif gösteriler yapan Gina Bad Horse ve yandaşları ve 3. sınıf FBI ajanları (ve tabii ki onların köstebekleri).

Jason Aaron bütün bu öğeleri o kadar güzel bir dille, o kadar akıcı ve vurucu anlatılmış ki, okurken yer yer mideme yumruk yemiş gibi oldum. Tabii ki bunda R.M. Guera'nın karanlık ve noir çizgisinin de payı büyük.

Kendisi de oldukça alt tabakada yetişmiş bir insan olan Aaron, olaya o kadar hakim ki, acaba kendisi de kızılderili kökenli ya da en azından kızılderili nüfusunun yoğun olduğu bir bölgede mi yetişmiş diye düşünmeden edemedim. Bir çok diyalog hasta derecede güzel ama benim favorim şu oldu:
-I want a lawyer.
-Lawyer can't help ya.
-Jesus Christ--!
-He can't help ya, either.

Ve bu serinin enteresan taraflarından biri de şu: Bana bu seriyi ısrarla tavsiye eden kişi M.Kutlukhan Perker oldu. Ki kendisi de bir Vertigo çizeri. Bunun yanında, bütün ciltlerin kapaklarında, sağlam yazar ve çizerlerin övgüleri var ve resmen önsöz yazmak için yarışıyorlar. Bunların başında Brian K. Vaughan ve Garth Ennis geliyor. Perker'in de söylediği birşey vardı, "bu seri hakettiği ilgiyi görmüyor hala" demişti. Ve sanırım Vertigo ailesinin geneli de böyle düşünüyor ve sürekli destek veriyorlar. Garth Ennis bile "blog this book" yazmış kitap için. Ben de büyük bir Ennis hayranı olarak bu gaza gelmiş bulunmaktayım.
Ve ben bütün bunları yazarken bana eşlik edenler:
Chemical Brothers - The Test
Blonde Redhead - Elephant Woman