28 Mayıs 2010 Cuma
İyi Sakal Yaptık!!!
19 Mayıs 2010 Çarşamba
18 Mayıs 2010 Salı
I Had A Dream, Joe Vol.4: Dedem
Araba kullanmayı sevmeme huyumu bile ondan aldığım söylenir ve hatta limon kolonyasına olan düşkünlüğüm de belki onu hatırlattığı içindir.
Doğaya bu kadar düşkün ve hayvanlarla bu kadar barışık olmamdaki payı da az buz değil.
Bir tek Türk Sanat Müziği sevdirmeyi başaramadı bana. O kadarı da benim haytalığım olsun.
Uzun aradan sonra dün gece rüyamda gördüm. Koltukta oturuyordu. Hastaydı. Ama hayattaydı. Koştum sarıldım. "Dede seninle bir kadeh içki içemedik bir türlü heh heh" diye takıldım kendisine. (ki gerçek hayatta böyle kankavari konuşmak sıkardı) Sonra (özlemişim sanırım), ağladım falan galiba. Bok gibi uyanıverdim. Bütün gün de gözümün önünden gitmedi.
Belki dinleseydi severdi (belki de dinlemişti ama benim haberim yoktu): Ravel - Bolero
(Keşke bir fotoğrafını tarayıp bilgisayara atsaymışım. Belki ileride yaparım)
13 Mayıs 2010 Perşembe
Saymayı öğreniyoruz!
Public Enemy #1
2 Unlimited
We 3
Fantastic 4
Jackson 5
Sinister 6
Magnificent 7
DV 8
9 Inch Nails
Perfect 10
Winning 11
Ocean's 12
Friday the 13th
14 Years
Little 15
niye bu kafaya girdim bilemedim ama esti işte öyle.
Queens of the Stone Age - Goin' Out West
26 Nisan 2010 Pazartesi
Adını Kumlara Yazdım!
Tabii ki ben yazmadım bunu! Ne yazık ki benim için de yazılmamış. Google sağolsun.
Arctic Monkeys - Cornerstone
19 Nisan 2010 Pazartesi
Kimmerya Kafası 1
Conan: "İYİ BİR KADIN, BU TOPRAKLARDA, DÜRÜST BİR ADAM KADAR AZ BULUNUR -- VE ÇOK DAHA DEĞERLİDİR!"
-Barbar Conan'ın Vahşi Kılıcı 3, Sayfa 47
Çalan: Stevie Wonder - You and I
18 Nisan 2010 Pazar
Howlett's Bookstore

Gelecekten bir kare gibi çıktı karşıma. Belki ileride bu da olur. Neden olmasın?
Alıntı: Wolverine Weapon X #12
Yazan: Jason Aaron
Çizen: Ron Garney
Çalan: Dirty Projectors - Cannibal Resource
3 Nisan 2010 Cumartesi
Loop Kafası 07: Red Hot Chili Peppers - Breaking The Girl
Sene 1994 falan... Blood Sugar Sex Magic albümü yeni çıkmış. Give It Away şarkısı, patlamaktan öteye geçmiş. Under The Bridge dillere pelesenk olmuş. Ama o dönem klibi dönen bir şarkı daha var: Breaking The Girl. Ben direk bu şarkıyı seçmişim algıda. Klibi çıksın Mtv'de de izleyeyim diye deliriyorum. O sıralar download kelimesi, dağarcığımızda yok. Kaset satın alıyoruz ama Red Hot Chili Peppers albümleri de Mersin'de yok. Ben İstanbul'a bir gelişimde, kuzenimden kopyalayıp, eski, radyolu Sony walkmenimde loop'a almaya çalışıyorum şarkıyı. Sürekli başa sarmaktan, piller ambele olmuş.
Lisenin 2. yılı... Matematik dersi... Ama o kadar sıkılıyorum ki... Arka sıralardan birine geçmişim, kafamı sıraya dayayıp, kulaklıkları takmışım... Kaptırmış gidiyorum. Elime iki adet Rotring kalem alıp, şarkıya davullarla eşlik ediyorum. O dönem matematik öğretmenimiz, ergenlik ateşiyle sırılsıklam aşık olduğum kızın annesi... Ben patır kütür çalıyorum şarkıyı, defter-silgi-kalemkutusu ekseninde kurduğum mini davulumla. Ve şu ses beni kendime getiriyor: "Oğlum biraz yavaş çal!"
Sınıf kopuyor. Ben gülmek ve utançtan kızarmak arasındaki ince çizgide git-geller içerisindeyim. Ama hep güzel bir anı olarak kazınıyor hafızama.

Aradan 15 sene geçmiş neredeyse... Ben hala dolmuşta ya da iş yerinde falan, bu şarkıyı dinlerken, ritm tutmaya başlıyorum otomatik olarak.
RHCP hayranı değilim ama bu şarkıyı 15 senedir sıkılmadan dinliyorum. Hep beni gerçek dünyadan uzaklaştırıyor. Bazen güzel anılarla geliyor, bazen yaramın içine dikenli bir tel sokuyor. Çünkü bazen diyor ki: She meant you no harm...
Ama bazen de şunu diyor: He loves no one else
Bunları yazarken, şarkı 6. turunu atıyor sahanın çevresinde...
Kanımda ise yaklaşık 35cl Rakı, ne tarafa gideceğini bilmez bir halde gezinmekte.

Bu blog girişinin rengi, sarıydı...



