17 Şubat 2011 Perşembe
Bu da bize kapak olsun 7: Bebekyüz
23 Ocak 2011 Pazar
Zamanın Gerisinde Müzik Yapmış Adamlar: KULA SHAKER
Mystical Machine Gun şarkısıyla tanışmıştım ilk olarak. Wah pedalının sesi beni hep kavalcının peşinden giden fare gibi hipnotize etmiştir. Bu şarkıda da ziyadesiyle kullanılmıştı wah efekti. Gerçi her halükarda güzel bir şarkıydı ve beni devamını keşfetme konusunda güdülemişti. Ama grubu keşfettikçe, bu efekt pedalını ne kadar güzel ve yerinde kullandıklarını biraz daha görmüş oldum. Yanına bir de Hammond Organ koydukları zaman, beni çoook uzaklara götürebiliyorlardı.

Sonrasında görmezden gelinmiş bir Summer Sun EP(1997) ve orada yine görmezden gelinmiş Moonshine isimli bir şarkı için de üzülsem mi, sevinsem mi bilemiyorum. Çok sevdiğim şeylerin gizli saklı kalmasından sapıkça bir keyif alıyorum.

20 Ekim 2010 Çarşamba
Ümüt
Yine bir Seda Niğbolu güzellemesi.
Yorumsuz.
Fonda: Overmars - Lonely Angel (kötü şarkıymış bu arada) Tweet
Sünger Bob
Bunu bir Alman yazmaz. Olsa olsa bir Alamancıdır diye düşünüyorum.
Fonda: Overmars - Black Wheel Tweet
19 Ekim 2010 Salı
That's My Boy!
İki gündür elimden kaçıp buzdolabının arkasına saklanan ibne kakalak, buzdolabının yanındaki boşlukta yaşayan Joshua'nın elinden kurtulamamış.
New Model Army - No Pain
16 Ekim 2010 Cumartesi
Use the Force!
(nasıl bir güçten bahsettiğini hala merak etmekteyim)
Hidden Orchestra - Out of Nowhere Tweet
Dil Peltesi 3
Çalan çok alakasız: Hidden Orchestra - Antiphon Tweet
16 Eylül 2010 Perşembe
Bu da bize kapak olsun 6: Very best of...
17 Ağustos 2010 Salı
Hate Free Zone 14: Nature Boy
Hayatı boyunca şehirde yaşamış adamların doğa aşkı bana çok sahte geliyor. Bu adamlar, doğa aşığı ve ekolojik duyarlı kafasına girip, cırcır böceği sesinden rahatsız oluyorlar. Hayvansever geçinip evlerinde hayvan besliyorlar ama sokakta bir köpek gördüklerinde "aman bu pirelidir şimdi" diyip köşe bucak kaçışıyorlar. Bunların hepsi deneyim ve gözlemlerle sabit.
Bunları alıp Torosların tepesinde bir dağ evine kapatasım geliyor çoğu zaman. Ki bunların, denizde bacağına ufacık bir balık değdiğinde çığlık atanlarını da gördüm; tatilde yemek yerken, tepemizdeki asmadan masamıza düşen tırtılı görünce öğürenlerini de... Bir de ben o tırtılla oynamaya başlayınca "5 yaşında çocuk gibisin" yaftası yapıştırıyorlar utanmadan. Tırtıla acımasam, direk burunlarına sokacağım.
İşte bu yüzden hayvanları daha çok seviyorum. Sana olan duyguları korkmak ve korkmamaktan öteye gitmiyor.
Yakında, tatilde gördüğüm hayvanların fotoğraflarını da koyacağım buraya. Çok güzeller.
Stratus - Vapour
16 Ağustos 2010 Pazartesi
2001-2002 Sezonu
Eski backup cd'lerini kurcalarken, blog olayını keşfetmediğim bir döneme ait word dosyasını buldum. Blog niyetine kullanıyormuşum sanırım. Çok fazla bir şey de yazmamışım gerçi. Noktasına dokunmadan aynen yapıştırıyorum buraya:
GAZETE
Küçükken, Pazar sabahları erken uyanmış olsam bile yataktan çıkmaz ve uyuma numarası yapardım eğer babam uyanmadıysa... Çünkü daha ben kendime gelmeden hemen gazete ve ekmek almaya gönderirdi beni ve ben adam gibi gazeteler almak isterken o hep uyduruk bulvar gazeteleri aldırırdı at yarışı sayfaları için..
Utanırdım ben bakkaldan o gazeteleri istemeye... O yüzden yataktan dinlerdim sokak kapısının açılma ve kapanma sesini...
Kendi gidip alsın diye...Netekim ilk o uyandıysa beklemezdi bizim uyanmamızı gider alırdı gazetesini ekmeğini falan.....
6/12/2001
SEMENDER
Thom Yorke’un okuldayken lakabı semendermiş... gözündeki lazy-eye hastalığı yüzünden (türkçesini bilmiyorum)
Eski bir uygarlıkta (hangisi olduğunu hatırlamıyorum) semenderlerin ateşten çıkıp geldiğine inanılırmış...
7/12/2001
1982
Ya 1982 ye giriyorduk ya da 1984 e....yılbaşı gecesi... siyah beyaz TV
TRT tek kanal....bi atraksiyon yapmıştı trt ...1981 (ya da 1983) i yaşlı hırpani giyinimli bir amca canlandırıyordu...korkmuştum o amcadan o 4 yaşımdaki aklımla... ama çok ürkünç bi görüntüsü vardı o amcanın...sonra o gitti ,yerine 1982(ya da 1984) ü temsilen benim yaşlarda bi çocuk geldi sahneye..sevindirik olduk yeni yıl geldi diye...
9/12/2001
GUNAYDIN
Bugün traş köpüğü aldım...Arko... Üzerinde “Günaydın!” yazıyor...
Ne ilginç sabahları traş olurken size bi köpük tüpünün “günaydın!” demesi..
“sana da günaydın!” diyesi geliyor insanın..
bi de ingilizcesini yazmışar tüpün diğer tarafına..”good morning!” ...
thanx...
10/12/2001
INANILMAZ GERCEK
Mersin’de Zehra’yla tantunicide otururken Unbeliveable Truth çalmaya başladı. Hem de yerel bir radyo kanalı olan Mersin FM den. Ben bu dumurun keyfini çıkartırken Zehra ilk önce annesinin adı Bülent, babasının adı Özge olan bir arkadaşından bahsetti. Bu da yatmezmiş gibi babasının marketinde parfumeri reyonunda durduğu bir gün deodorantın kokusuna bakmak için burun deliğine sıkan bir adamdan bahsetti ki benim için bir dumur hat-trick i oldu bu.
9-01-2002 Çarşamba
18:40 (Tarsus)
ENİŞTE
Gecen gün bindigim takside sofor ilginç bir olay anlattı. “abi az önce taksiye enistem ve manitası bindi .“ dedi.”ne yapacagimi sasirdim.” Dedi. Sanirim kızkardeşinin kocasindan bahsediyordu. Koca İstanbul’da binecek baska taksi bulamamış sanırım. Çok sinirliydi şöför.
Bunu bana neden anlattigi konusunda da hiçbir fikrim yok. Daha da ilginci binen enişte şöförün, kayınbiraderi oldugunu farketmemiş.
20-2-2002
Çarşamba 04:33
Boa - For Jasmine (o yıllara dair bir şarkı olsun istedim fonda) Tweet

B