11 Mayıs 2011 Çarşamba

İçimden Öyle Geliyor

Bir dönemim bunlarla uğraşarak geçti.
Çok keyif alıyordum ama artık hiç vakit bulamıyorum. Her şeyi de kendim kaydediyordum evde. Gitar olsun, bass olsun, klavye olsun vs.
Sadece davullar ve efektler için çeşitli sample'lar kullanıyordum.
Keşke yine uğraşacak vaktim ve enerjim olsa.
Ayrıca Cüneyt Arkın repliklerinin de büyük hastasıyımdır.

Find more frozen edo songs at Myspace Music

no happy

şöyle bir şeyler yapmıştım zamanında. Arada izlerken bi' garip oluyorum.


3 Mayıs 2011 Salı

I Had A Dream, Joe Vol.5: John Buscema

Dün gece rüyamda, en sevdiğim çizerlerden biri olan John Buscema'yı gördüm.
Kendisinin hayatımda çok özel bir yeri vardır. Çocukluk dönemi Conan'larımın, değişmez çizeridir ve hemen hemen herkesin kafasındaki Conan figürünü canlandıran adamdır.
Eminim Robert E. Howard, onun çizimlerini görse, yazmaya devam etmeyi tercih ederdi.
Rüyaya gelirsek, festival alanı gibi bir yerde, John Buscema'yı görüyorum ve kendi bastığım kitaplardan birinin ozalit çıktısını gidip imzalatıyorum koşa koşa. Yanında kızı da var ve aynen aşağıdaki fotoğraftaki gibiler.

















Buscema, çok şaşırıyor. Bu baskıyı nereden bulduğumu falan soruyor. Zamanda bir kayma söz konusu ve ben bunu kendisine bir türlü anlatamıyorum. [bu arada rüya da ingilizce].

Hayatımda gördüğüm en keyifli rüyalardan biri olmasına rağmen, bütün gün kolit ağrısı çekmeme engel olamadı.
Bu arada kendisinin çizdiği Belit tiplemesine olan hayranlığımdan dolayı, olası bir kızımın da isim babası sayılacak. Gerçi bunda Belit'in, Conan'ın en büyük aşkı olmasının da payı büyük. Her neyse... Huzur içinde yatsın.

[şu anda bir şey dinlemiyorum. behzat ç.'nin tekrarı var, onu izliyorum bir yandan]

29 Nisan 2011 Cuma

Hate Free Zone 15

"Tanrının cezası kadınlar... Topunu şeytan alsın...
Seninle oynaşırlar...
Sana bakarlar...
Sana, Ay'ı gümüş tabakta sunacaklarına söz verirler...
Ama savaş başladığı an, en yakındaki karanlık köşede titremeye başlarlar
ve seni kendi kurtuluşunla ya da ölümümle başbaşa bırakırlar!"
-Robert E. Howard, Savage Sword of Conan-

Fonda çalan: John Frusciante - Central

17 Şubat 2011 Perşembe

Bu da bize kapak olsun 7: Bebekyüz


Beyoğlu Sahaflar Çarşısı'nda gezerken gördüğüm bir plaktır.

17.02.2011
Çalan: Ravi Shankar - Raga Jogiya

23 Ocak 2011 Pazar

Zamanın Gerisinde Müzik Yapmış Adamlar: KULA SHAKER

Hani bazı müzisyenler ya da gruplar için denir ya "Aaabi adamlar zamanın ötesinde müzik yapmışlar!", bu tabire tam ters istikamette giden bir grup: Kula Shaker.
Mystical Machine Gun şarkısıyla tanışmıştım ilk olarak. Wah pedalının sesi beni hep kavalcının peşinden giden fare gibi hipnotize etmiştir. Bu şarkıda da ziyadesiyle kullanılmıştı wah efekti. Gerçi her halükarda güzel bir şarkıydı ve beni devamını keşfetme konusunda güdülemişti. Ama grubu keşfettikçe, bu efekt pedalını ne kadar güzel ve yerinde kullandıklarını biraz daha görmüş oldum. Yanına bir de Hammond Organ koydukları zaman, beni çoook uzaklara götürebiliyorlardı.
Grup, 1988 yılında, oyuncu bir anne ve yönetmen bir babanın oğlu olan Crispian Mills tarafından, Londra'da kurulmuş. Her ne kadar britpop yaptıkları iddia edilse de bana göre bu adamlar, 70'lerin rock müziğini, o devirde yaşamış bir çok adamdan daha iyi yapıyorlar.
1996 yılında çıkan ilk albümleri K, büyük ses getirip en çok satan albümler arasına girse de bana kalırsa hakettiği ilgiyi görememiş bir albüm (Aynı dönemde ortaya çıkmış olan Oasis gerçeği ile kıyaslayarak bu kanıya vardım diyebilirim).
Sonrasında görmezden gelinmiş bir Summer Sun EP(1997) ve orada yine görmezden gelinmiş Moonshine isimli bir şarkı için de üzülsem mi, sevinsem mi bilemiyorum. Çok sevdiğim şeylerin gizli saklı kalmasından sapıkça bir keyif alıyorum.
1999 yılında Peasents, Pigs and Astronauts albümü geliyor. Mystical Machine Gun klibi MTV'de dönmeye başlıyor vs. Ama o dönemde garip bir söylenti türüyor bu adamlar hakkında:
Hinduizme hatırı sayılır bir merak besleyen bu adamlar, ilk albümden sonra Hindistan'a gidiyorlar. Orayı o kadar çok seviyorlar ki, her şeyden eli ayağı çekip oraya yerleşiyorlar. Ama yapılmış olan anlaşmalar ve ilk albümün satış rakamının gazıyla, Sony Music yetkilileri, Hindistan'a gidiyorlar ve bu abileri kollarından tutup zorla yeni albüm kaydına getiriyorlar.
Wikipedia veya başka bilgi sitelerinde, bu olayın gerçekliğine dair bir kayda rastlamadım. Nereden duyduğumu da hatırladığımı söyleyemem.
Ama bir Hint ilahisi olan Govinda'yı yorumlama ilginçliğini göstermiş olan bir gruptan da böyle bir hareket beklerim açıkçası.
Bu yazının gazına da, geçenlerde kız arkadaşımla birlikte TV izlerken, Tattva klibine rastladığım an geldim. Hindistan seyahatine gitmesine az kaldı ve sanırım oniki günlük özlem sürecinde ne dinleyeceğim de az çok netlik kazanmaya başladı. Uzun zaman olmuştu dinlemeyeli ve bu sayede eski Kula Shaker albümlerinin tozunu almış oldum.
Ki eski albüm demişken, 2010 Nisan'ında da yeni albüm çıkartmışlar. İsmi: Pilgrims Progress. Henüz dinlemedim ama çok merak ediyorum.
http://www.kulashaker.co.uk adresinden görülebilir.
Ben bu yazıyı yazarken, Summer Sun EP'sini loop'a aldım. Özellikle de Raagy One ve Moonshine şarkılarını...



20 Ekim 2010 Çarşamba

Ümüt


Yine bir Seda Niğbolu güzellemesi.

Yorumsuz.

Fonda: Overmars - Lonely Angel (kötü şarkıymış bu arada)

Sünger Bob

Bu resmi, Berlin'den Seda çekmiş ve blogumda kullanmam için bana gönderdi.

Bunu bir Alman yazmaz. Olsa olsa bir Alamancıdır diye düşünüyorum.


Fonda: Overmars - Black Wheel

19 Ekim 2010 Salı

That's My Boy!


İki gündür elimden kaçıp buzdolabının arkasına saklanan ibne kakalak, buzdolabının yanındaki boşlukta yaşayan Joshua'nın elinden kurtulamamış.

New Model Army - No Pain


16 Ekim 2010 Cumartesi

Use the Force!

Sabah Beşiktaş'tan gelirken, yolumun üzerindeki bir patiseri/fırından poğaça alayım dedim. İçerideki tezgahın arkasında, patiseri/fırının iki çalışanı birbirleriyle tartışıyorlar. Ve biri diğerine şu cümleyi kuruyor: "Arkadaş, senin bağladığın bütün müşteriler sorunlu çıkıyor. Gücünü kullanamıyorsun!"
(nasıl bir güçten bahsettiğini hala merak etmekteyim)


Hidden Orchestra - Out of Nowhere